Katma Değer Vergisi Tevkifatı
Öz
Katma Değer Vergisi Tevkifatı kurumlar vergisi, gelir vergisi, özel tüketim vergisi uygulamalarında olduğu gibi vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla getirilmiş bir müessesedir. Kanun koyucu 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu (KDVK)’nun 9. Maddesi vergi sorumlusu başlığı altında yasal zemini oluşturmakla beraber aynı maddede Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verilen düzenleme yetkisine istinaden KDV Genel Uygulama Tebliği (KDVGUT) çıkarılmış ve Katma Değer Vergisi Tevkifatı uygulamasına dair ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.
Uygulamalardaki değişiklikler veya vergi mevzuatında görülen gri alanlar hakkında genel bir uygulama birliği sağlanması amacıyla da Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından sirküler yayınlanmaktadır. Mevzuat hükümleri her ne kadar ayrıntılı olarak ele alınsa da mükellefler tarafından mevzuat hükümlerine nüfuz edilemeyen durumlarda ve özellik arz edecek olan işlemlerde ise GİB tarafından mükelleflere özelgeler verilmektedir.
Genel olarak tevkifatın gerekliliği, Katma Değer Vergisi Tevkifatı çeşitleri, tevkifata tabi işlemler ve tevkifat yapmak zorunda olanlar yazının konusunu oluşturacaktır.
1.Giriş
Devletler, anayasa ve diğer yasal düzenlemelerle kendisine tanımlanan ödevleri yerine getirmek ve belirlenen hedeflerin gerçekleştirmek için verimli maliye politikaları düzenlemek ve daha da önemlisi düzenlenen bu politikaları etkin bir şekilde uygulamak adına belirli önlemleri anayasa, kanun ve diğer yasal düzenlemeler ile almaktadır.
1982 Anayasa’nın 73. Maddesi:
“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.” Şeklinde genel bir çerçeve çizmiş ve anayasal yetkiye dayanılarak bu çerçevede ayrıntı düzenlemeler yapılmıştır.
Anayasal amaçlara ulaşılması, doğru ve etkili maliye politikası araçlarının kullanılmasına bağlıdır. Bu araçlardan biri olan “Vergilendirme” sadece vergi oranlarının artırılması veya azaltılması yoluyla ekonomiye etkisini değerlendirmek için ele almak dar anlamda doğru olsa da geniş anlamda eksik kalmaktadır. Buna göre vergilendirmenin; adalet, sosyal amaç, güvenlik gibi durumlarda da ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yazının devamını okumak için TIKLAYINIZ.